Size bir telefon kadar yakınız
0 850 532 19 14
Dil Seçin
trende

Gizlice Alınmış Ses ve Görüntü Kaydı Hangi Durumlarda Ceza Davasına Delil Olarak Kullanılabilir.

95 görüntülenme
Gizlice Alınmış Ses ve Görüntü Kaydı Hangi Durumlarda Ceza Davasına Delil Olarak Kullanılabilir.
Bu konuda Mevzuatımızda bir hüküm bulunmamakla birlikte gizlice kayda alınmış ses ve görüntü kaydının ceza davalarında delil olarak kullanılabilmesi ile ilgili doktrince ve Yargıtay içtihatlarıyla geliştirilmiş bir durum söz konusudur.
Burada aşağıdaki koşulların varlığı halince elde edilen delilin hukuka aykırı olmadığına ve hükme esas alınabileceğine hükmetmiştir.
  • Delillin işlenme olan bir suçu ispat etmek amacıyla o an yapılmalıdır.
  • Ayrıca delil yaratmak değil delil elde etme amacıyla yapılmalıdır..
  • Şahsın başka suretle delil elde imkanı olmamalıdır
  • Bu deliller sadece mahkemede ispat amacıyla kullanılmalıdır.
  • Bu deliller mahkeme ve makamlar dışında üçüncü şahıslarla paylaşılmalıdır.
Yukarıda belirtildiği gibi olay ani olarak gelişme yani tekrar geriye dönük o suçun ispatının suça maruz kalan tarafından ispatlanabilmesinin mümkün olmaması gerekmektedir. Geriye dönük suç işlendikten sonra suçun ispatına yönelik ses ve görüntü kaydı bu bakımdan ceza mahkemelerinde delil olarak değerlendirilemez ve gizlice yapılan delil elde etme eylemi özel hayatın gizliliği suçunu oluşturacaktır.

Bu hususlar varsa sadece ses ve görüntü kaydı bakımından hukuka uygun olarak değerlendirebilmesi gerektiği açıktır. Bu durumlarda bu şekilde elde edilen  deliller mahkemeler tarafından hukuka uygun olarak değerlendirilecek  ve hükme esas alınabilecektir. Bu gizlice yapılan ses kaydı özel hayatın gizliliğin ihlali suçunu da oluşturmayacaktır.Yargıtay genel kurulunun da vermiş olduğu kararlarda belirtildiği gibi; Aksi halde delillerin kaybolması tekrar delillerin elde edilememesi durumuyla karşı karşıya kalınacaktır. Aynı şekilde 2013 yılında Yargıtay genel kurulunun rüşvetle suçu ile ilgili verdiği kararlarda aynı gerekçeye dayanarak gizlice elde edilen ses kaydını delil olarak kabul etmiştir.

Örnek Yargıtay kararı incelendiğinde 
 Sanığın, eşiyle arasındaki boşanma davasında tanıklık yapan ve aynı zamanda bacanağı olan katılanın, duruşmada, eşinin başka bir kişiyle ilişkisi olduğunu bildiği halde ilişkiyi bilmediğine dair yalan beyanda bulunarak suç işlediğini ispat etmek amacıyla, katılanla yaptığı telefon görüşmesinde, “katılana özel olarak sorular sorarak”, katılanın cevaplarını ve aralarındaki tüm konuşmaları cep telefonuyla gizlice kayda aldığı, bilahare ses kayıtlarını CD’ye aktarıp Cumhuriyet Başsavcılığına ibraz ederek katılan hakkında yalan tanıklık suçundan şikayetçi olduğu ve kayıtları boşanma davasına da delil olarak sunduğu olayda; sanığın, bir daha delil elde etme olanağının bulunmadığı bir durumda iken, kaybolma olasılığı bulunan mevcut delilin muhafazasını sağlamak için değil, önceden hazırlıklı ve planlı şekilde, katılan hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına yapacağı şikayete ve boşanma davasına delil oluşturmak amacıyla hareket ederek gizlice kayıt yapıp, bu ses kayıtlarını içerir CD’yi, adli makamlara delil olarak sunduğu; Somut olayda, sanığın, hukuka uygun davrandığının kabul edilemeyeceği cihetle, atılı (özel hayatın gizliliğini ihlal) suçun yasal unsurları oluşmuştur (Y12.CD-K:2015/20).

BU KONU HAKKINDA UZMANIMIZDAN HEMEN BİLGİ VE DESTEK ALMAK İSTERSENİZ

LÜTFEN FOR YOU BİLİŞİM İLETİŞİM HATTIMIZI ARAYINIZ!..

0 850 532 19 14